Ali Gül
Hukuk Bürosu

Sosyal Medya Çağında Çalışanların İfade Özgürlüğü

15.12.2023

1.Giriş

Instagram gönderileri ve “hikayeleri”, Whatsapp “durumu” ya da Twitter ve Facebook iletilerinden biriyle gündelik hayata veya toplumsal-siyasal gelişmelere dair herhangi bir paylaşım yapmayan bir tanıdığınız var mı? Açıkçası bizim yok. Günümüz dünyasında tüm bireyler, düşünce ve kanaatlerini çevresine sosyal medya aracılığıyla aktarıyor. Bu durum, sosyal medya hesaplarına göz atarak, bir kişinin toplumsal-siyasal gelişmelere dair ne düşündüğüne dair bir izlenim edinmeyi de mümkün kılıyor. Bu şeffaflık, işçi ile işveren arasındaki ilişkileri de etkileyebiliyor. Bu yazıda, çalışanların toplumsal ve siyasal hayata dair görüşlerini sosyal medyada paylaşmasının iş ilişkilerinde doğurabileceği sonuçları ele alacağız.


2.İfade Özgürlüğü ve Temel Haklar

T.C. Anayasası’nın (“Anayasa”) 25. Maddesine göre, herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. Yine 26. Maddeye göre, herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

4857 sayılı İş Kanunu’nda (“İK”) iş ilişkisinde ifade özgürlüğünün nasıl sınırlandırılabileceğine ilişkin genel bir düzenleme yoktur. Özel olarak, İK’nın 25/II-b maddesinde, işçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi haklı nedenle fesih sebebi sayılmıştır. Bu maddenin hukuka uygun bir ifade özgürlüğü sınırlaması olduğunu söylemek mümkündür. 6089 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 417. Maddesine göre ise işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek zorundadır.

Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere ifade özgürlüğüne ilişkin hükümler oldukça genel ve soyuttur. Bu nedenle konuyu Anayasa Mahkemesi (“AYM”) kararlarına dayanarak örnekler üzerinden incelemek faydalı olacaktır.


3.İçtihat

AYM’nin bu konudaki görevi, işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinin sona erdirilmesi sonrasında, yargının, işçinin ifade özgürlüğü ile işverenin menfaatleri arasında adil bir denge kurup kurmadığını araştırmaktır.[1] Bir başka deyişle AYM, İş Mahkemeleri ile üst mahkemelerin, işçilerin ifade özgürlüğü ile işverenin menfaatlerini nasıl dengelediğini incelemektedir.

AYM, kendi deyimiyle, hayatımızın bir parçası hâline gelen sosyal medya üzerinden her gün sonsuz sayıda düşüncenin, değersiz ya da anlamsız olup olmamasına bakılmaksızın paylaşıldığını tespit etmektedir. AYM’ye göre bir düşüncenin toplumsal normlara uygun olmaması, rahatsız edici ya da kınanabilir olması, paylaşımı yapan kişinin ifade özgürlüğünü kullanmasına engel olmamalıdır. Bu doğrultuda ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir.[2] AYM, çalışanların ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarına da aynı prensipleri uygulamaktadır.


AYM – Kasim Çiftçi ve Diğerleri[3] – Paylaşım İşyerinde Olumsuzluk Yaratıyor mu?

AYM, bu kararda, Van’da VEDAŞ’a bağlı yüklenici firma bünyesinde çalışan 17 işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesinin, ifade özgürlüğünü ihlal edip etmediğini incelemiştir. Karara göre, işverenin iş sözleşmelerini feshetmesine ilişkin dayanağı, Van Valiliği OHAL Bürosunun, çalışanların terör örgütleri ile irtibatı/iltisakı olup olmadığına yönelik yaptığı araştırmanın sonucudur. İlk derece ve istinaf mahkemeleri, işçilerin sosyal medyada yapmış oldukları paylaşım ve beğenilerin, ülkenin bölünmez bütünlüğünü hedef aldığını, terörü, suç ve suçluyu övdüğünü ve iş barışını bozucu nitelikte olduğunu kabul etmiştir. Kararda paylaşımlara ilişkin detaylı bilgi yoktur.

AYM, öncelikle, bir işçinin davranışının iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep sayılabilmesi için işyerinde olumsuzluklara yol açması gerektiğinin altını çizmiştir. Buna rağmen mahkemelerin bu paylaşımların iş yerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz olarak etkilediğine ilişkin bir değerlendirme yapmadığı belirtilmiştir. AYM’ye göre yapılması gereken, işçiye somut olarak hangi sözleşme yükümlülüğünün yüklendiği ve işçinin, hangi davranışı ile hangi somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiği ve işverenin zarar gören işletme menfaatlerinin neler olduğunu araştırmaktır. Tüm bunlar yapılmadığı için işçilerin ifade özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.


AYM – Yüksel Beki[4] – Paylaşım İşyeri veya İşverenle İlgili mi? Özel Sektör Çalışanlarının İdareye Sadakat Yükümlülüğü Var mı?

AYM, bu kararda İBB’ye bağlı Metro İstanbul Anonim Şirketinde özel hukuk hükümlerine tabi şekilde vatman olarak çalışan kişinin, sosyal medya hesabından paylaştığı “Yumurtalık petrol boru hattından sperm akıtacaklar hani 3 çocuk yapın diye” şeklindeki gönderi nedeniyle iş sözleşmesinin İK’nın 25/II maddesi uyarınca haklı nedenle feshedilmesi işlemini incelemiştir. İşveren, işçinin sosyal medya paylaşımının ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığını, eleştiri sınırlarını aşarak hakarete varan ifadeler taşıdığını belirtmiş, mahkemeler de paylaşım nedeniyle iş yerinde olumsuzluklar yaşanabileceğine vurgu yaparak işvereni haklı bulmuştur.

Öncelikle belirtmek gerekir ki AYM, söz konusu işçiyi herhangi bir özel sektör çalışanı gibi değerlendirmiştir. AYM, işçinin söz konusu paylaşımı, sorumluklarını yerine getirmeyi aksatacak şekilde mesai saatleri içinde ya da iş araçlarıyla yaptığına ilişkin bir delilin olmadığını tespit etmiştir. AYM’ye göre işçinin paylaşımının, işyeri veya işvereni ile bir ilgisinin bulunduğuna ilişkin bir bilgi de yoktur. AYM, ülke nüfusunun artırılması yönünde yürütülen siyasi politikaya karşı bir eleştiri niteliğinde olan bu paylaşımın, basit, kaba ya da yakışıksız olarak kabul edilse de dahi, ifade özgürlüğünden yararlanması gerektiğini belirtmiştir. AYM’ye göre, söz konusu işçinin idare ile arasında belirli bir düzeyde güven ve sadakat ilişkisinin tesis edilmesi gereken bir devlet memuru olmadığı da unutulmamalıdır. Bir başka deyişle, özel sektör çalışanlarından böyle bir sadakat beklenmemektedir.

AYM’nin Sabah gazetesinde editör olarak çalışan işçinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesini incelediği İdil Alakuş Dere[5] kararı ile bir banka şube müdürünün sosyal medya hesabında ve WhatsApp uygulamasında paylaştığı “Memleketi bile bile sattın eşek sıpaları” gönderisi ve kafası ampul şeklinde olan bir kişiyi gösteren karikatür nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesini incelediği Orhan Özdemir[6]  kararında da benzer gerekçelerle ihlal kararı verilmiştir.


AYM – Ayhan Güler[7] – Beğen Butonu

AYM’nin bu kararı sosyal medya hesaplarında kullanılan “beğen”butonuna ilişkindir. Özel bir güvenlik şirketinde çalışan işçi, 15/7/2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsünden bir gün sonra Facebook’taki iki ayrı paylaşımı “beğenmiş” ve bu nedenle iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilmiştir. AYM, bu kararda yukarıda belirtilen kararlardaki ilke ve prensipleri tekrar etmiş, “beğen”butonunun fonksiyonuna ilişkin ise özel bir değerlendirme yapmıştır.

AYM, bir paylaşımı “beğenmenin” içeriği aktif bir şekilde yayma niyetini değil, yalnızca bu içeriğe karşı duyulan ilgiyi gösterdiğini belirtmiştir. Bu nedenle de bir içeriği “beğenmenin” bu içeriği paylaşma eylemi ile aynı ağırlığa sahip olmaması gerekmektedir. Bu doğrultuda, diğer kararlardaki gerekçeler ile birlikte, işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verilmiştir.


AYM – Ayhan Deniz ve Diğerleri[8] – İşçilerin Toplumsal Tartışmaları İzleme ve Görüş Belirtme Hakkı

AYM’nin bu kararında, Kocaeli Büyükşehir Belediyesine bağlı İZAYDAŞ’ta çalışan 7 kişinin iş sözleşmeleri, hükümete ve hükümet görevlilerine yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle feshedilmiştir. AYM, özel hayata saygı hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğini incelemiştir.

İşçilerin, bu olayda, genel olarak siyasetçileri, hükümeti, kamu gücünü kullanan idarecileri, onların siyasi ve idari davranışlarını hedef aldığı açıktır. AYM’ye göre sosyal medya paylaşımlarında ele alınan konular kamusal çıkarlarla ilgilidir. Bu doğrultuda, aynı zamanda birer seçmen ve vatandaş olan işçilerin bu gelişmeleri yakından takip etmesi son derece doğaldır. İşçiler, bu gelişmelere ilişkin görüşlerini internet ortamında ifade özgürlüğünden yararlanmak için en yaygın ve popüler araçlardan biri olan sosyal medya platformlarını kullanmıştır. Bu doğrultuda, diğer kararlarda belirtilen gerekçeler ile birlikte, işçilerin iş sözleşmesinin feshedilmesinin özel hayata saygı hakkı ile ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verilmiştir.


4.Sonuç

  1. Sosyal medya platformlarından toplumsal ve siyasal gelişmelere ilişkin görüşlerini paylaşan veya yapılan paylaşımları beğenen kişilerin iş sözleşmeleri ancak belirli durumlarda sona erdirilebilir. AYM içtihatı doğrultusunda aşağıdaki hallerden birinin açık bir şekilde ispatlanması şarttır;
    • Paylaşımın, işyerinde iş barışı ve çalışma disiplini açısından olumsuzluklara yol açması gerekir.
    • Paylaşım, işyeri veya işverenle ilgili olmalı ve işverenin menfaatlerine zarar vermelidir.
    • Paylaşım, sorumluklarını yerine getirmeyi aksatacak şekilde mesai saatleri içinde ya da iş araçlarıyla yahut işyerinde yapılmalıdır.
  2. 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olan özel sektör çalışanlarının ya da kamu iktisadi teşebbüsü çalışanlarının idare ile aralarında belirli bir düzeyde güven ve sadakat ilişkisinin tesis edilmesi gereken bir devlet memuru olmadıkları da unutulmamalıdır. Bir başka deyişle, özel sektör çalışanlarından böyle bir sadakat beklenmemektedir.
  3. Çalışanların, aynı zamanda birer vatandaş ve seçmen olarak toplumsal ve siyasal konulara ilişkin ifade özgürlüğünü kullanabilmeleri gerekir.
  4. İşverenlerin, bu tür konularda çalışanların ifade özgürlüğünü kısıtlamaya çalışması hukuka aykırılık teşkil eder. Ancak, işverenlerin kendi menfaatleri ile işçinin hak ve özgürlüklerini dengeleyebileceği bir sosyal medya politikası oluşturmaları yerinde olur.

[1] Volkan Çakır, B. No: 2017/35488, 7/4/2021, § 28; Musa Karaca ve diğerleri, B. No: 2019/16719, 10/5/2023, § 17; Burhan Diktepe, B. No: 2018/10550, 21/12/2022, § 17; Hülya İnan, B. No: 2019/10642, 11/1/2023, § 17

[2] (Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; Bekir Coşkun, § 52).

[3] Kasim Çiftçi ve Diğerleri – 2019/33243 T. 4.7.2022

[4] Yüksel Beki – 2020/21066 T. 6.9.2023

[5] İdil Alakuş Dere  – 2019/38252 T. 11.1.2023

[6] Orhan Özdemir – 2019/33833 T. 20.7.2023

[7] Ayhan Güler – 2019/558 T. 11.7.2023

[8] GK, B. 2019/10975 T. 14.6.2023